Bütçe tutmaya ilk kez başladığımda elimde bir defter ve iyi niyetten başka bir şey yoktu. İki hafta sonra defteri kaybettim, üçüncü hafta ise "zaten aklımda tutuyorum" diye kendimi kandırdım. Ay sonunda hesap özetime bakınca aklımda tuttuğum tutarla gerçekleşen tutar arasında ciddi bir fark olduğunu gördüm. O günden beri bütçeyi bir disiplin işi değil, bir karşılaştırma işi olarak görüyorum: planladığım rakamla gerçekleşen rakamı yan yana koymadığım hiçbir ay işe yaramadı.
Şu anda hangi yöntemi seçeceğine karar vermek üzereysen, aşağıda hem kendi denediğim kurgulardan hem de bunların birbirine göre nerede kazandırdığından bahsedeceğim. Amacım sana "şunu yap" demek değil; hangi seçeneğin senin harcama karakterine uyduğunu kendin görebilsin diye kıyas noktalarını netleştirmek.
Bir bütçenin çalışıp çalışmayacağı, ilk gün yaptığın sınıflandırmada belli oluyor. Ben yıllarca "market" ile "dışarıda yemek"i aynı kalemde topladım ve neden hep aştığımı anlamadım. Ayırdığım gün her şey netleşti.
Maaş, ek iş, kira geliri, faiz getirisi ne varsa elime geçen tutar üzerinden yazıyorum. Brüt rakamlarla plan yapmak baştan hata. Düzensiz gelirim olduğu aylarda son üç ayın en düşüğünü baz alıyorum; fazlası olursa onu bonus sayıp tasarrufa gönderiyorum. Bu tek alışkanlık, prim ya da ikramiye geldiğinde harcamalarımın kalıcı olarak yükselmesini engelledi.
Kira ya da konut kredisi taksidi, aidat, sigorta primleri, telefon ve internet, abonelikler. Bunlar ay içinde pazarlığa açık değil, dolayısıyla ilk gün gelirden düşüyorum. Burada tek yapılabilecek şey yılda bir-iki kez tedarikçi karşılaştırması: sigorta poliçemin fiyatını yenileme döneminde birkaç şirket üzerinden kontrol ettiğimde aynı teminatı daha düşük primle aldığım oldu. Kredi tarafında da tüketici kredisiyle konut kredisinin maliyet yapısı tamamen farklı; taksit yükün ağırsa bu ayrımı bilmek bütçenin en büyük kalemini doğrudan etkiliyor.
Market, ulaşım, dışarıda yemek-kahve, sağlık-bakım, eğlence, beklenmedik. Yirmi kalemli tablolar güzel görünüyor ama ben hiçbirini iki aydan fazla sürdüremedim. Altı kalem, hem doldurmayı 3 dakikaya indiriyor hem de nerede kanadığını göstermeye yetiyor. Kart harcamalarını kategori bazında raporlayan bir dijital cüzdan ya da ödeme uygulaması kullanıyorsan bu iş neredeyse kendiliğinden yürüyor.
İskelet kurulduktan sonra soru şu: parayı hangi mantıkla dağıtacaksın? Üç yaklaşımı da denedim, üçünün de kazandığı ve kaybettiği yer var.
| Yöntem | Nasıl işler | Kime uyar | Zayıf tarafı |
|---|---|---|---|
| 50/30/20 | İhtiyaç %50, istek %30, tasarruf %20 | İlk kez bütçe kuran, hızlı sonuç isteyen | Kira yükü yüksekse oranlar tutmaz |
| Zarf / kategori limiti | Her kaleme üst sınır, bitince durulur | Değişken giderde kontrolü kaçıran | Takip disiplini gerektirir |
| Sıfır bazlı | Gelirin son kuruşuna görev verilir | Detaycı, geliri düzenli olan | Kurulumu ve bakımı zaman alır |
Kendi tecrübem: ilk üç ay 50/30/20 ile başlamak, sonra en çok sızdıran iki kaleme zarf limiti koymak en az yorulduğum kombinasyon oldu. Sıfır bazlı bütçeye ise ancak tasarruf hedefim netleştikten sonra geçebildim.
"Ay sonunda ne kalırsa" mantığıyla hiçbir zaman para kalmadı. Maaş günü otomatik talimatla tasarruf hesabına aktarım kurduğumdan beri oran neredeyse hiç bozulmadı. Buradaki asıl kıyas ise paranın nerede duracağı: acil durum fonunu vadesiz ya da kısa vadeli mevduatta tutup, uzun vadeli birikimi fon, altın veya bireysel emeklilik gibi araçlara dağıtmak bana daha mantıklı geldi. Faiz oranlarını, fon türlerinin getiri profillerini ve gram altınla fon arasındaki maliyet farkını karşılaştırmadan karar vermek, bütçede kazandığını yatırım tarafında geri vermek anlamına geliyor.
Aylık bütçe planlama harcama takibinin kalbi bu üç randevu. Ayın 1'inde limitleri yazıyorum. 15'inde tek soru soruyorum: "Bu kalemde harcadığım tutar limitin yarısını geçti mi?" Geçtiyse kalan iki haftayı buna göre ayarlıyorum. Son gün ise plan ile gerçekleşeni yan yana koyup fark sütununu dolduruyorum. Üst üste üç ay aynı kalemde sapma görüyorsam sorun benim disiplinimde değil, limitin gerçekçiliğinde oluyor; limiti yukarı çekip başka bir yerden kısıyorum.
Bütçe, harcamayı yasaklayan bir liste değil; hangi harcamanın gerçekten karşılığını verdiğini gösteren bir ölçüm aracı. Ölçmediğin kalemi iyileştiremiyorsun.