Sigorta poliçelerini ilk kez ciddi ciddi karşılaştırdığım yıl, elimde üç farklı teklif vardı ve üçü de birbirine benzemiyordu. Fiyatlar arasında neredeyse iki katına varan fark görünce "ucuz olanı alayım" demek istedim; sonra teminat tablolarını yan yana koyunca ucuz olanın aslında hiçbir işime yaramayacağını anladım. O günden beri sigortaya bakışım değişti: sigorta karşılaştırma işi, prim rakamını değil, prim başına aldığın korumayı ölçmekle başlıyor.
Aşağıda kendi süreçlerimde işe yarayan yöntemi anlatacağım. Amacım size tek bir ürünü işaret etmek değil; kendi ihtiyacınıza göre karşılaştırma yapabileceğiniz bir çerçeve bırakmak. Mevduat ya da yatırım fonu karşılaştırırken nasıl getiriyi ve riski birlikte okuyorsak, sigortada da primi ve teminatı birlikte okumak gerekiyor.
Kişisel sigortaların büyük kısmı sağlık, hayat ve kaza başlıkları altında toplanıyor. Bu üçünü karıştırmak, karşılaştırmada yapılan en yaygın hata. Ben her birini "hangi riski, kime karşı kapatıyor" sorusuyla ayırıyorum.
Sağlık poliçesinde asıl mesele fiyat değil, kapsam mimarisi. Ben teklif alırken şu dört kalemi mutlaka soruyorum: yatarak tedavi limiti, ayakta tedavi var mı ve kaç kullanım hakkı veriyor, anlaşmalı kurum listesinde gerçekten gittiğim hastaneler var mı, ömür boyu yenileme garantisi hangi koşulla veriliyor.
Sadece yatarak tedavi içeren bir poliçe, tam kapsamlı olanın epeyce altında prim ister. Ama yılda birkaç kez doktora giden biriyseniz, ayakta tedavisiz poliçenin ucuzluğu cebinizden çıkan muayene ve tahlil parasıyla eriyor. Kendi hesabımı yaparken son bir yılda sağlığa harcadığım tutarı çıkardım ve prim farkıyla kıyasladım; karar bir anda netleşti.
Hayat sigortası, size değil sevdiklerinize yapılan bir ödeme vaadi. Bu yüzden "bana ne kazandırır" sorusu burada işlemiyor. Ben teminat tutarını belirlerken kaba bir formül kullandım: kalan kredi borçları, çocuğun eğitim ihtiyacı ve ailenin en az iki yıllık geçim gideri. Toplam rakam, poliçenin hedef teminatı oldu.
Burada iki temel yapı var. Vadeli (risk) hayat sigortası, belirli bir süre boyunca sadece koruma satar; primi düşüktür, vade sonunda geri ödeme yoktur. Birikimli yapılar ise korumaya tasarruf bileşeni ekler, primi belirgin biçimde yüksektir. Ben korumayı ucuz vadeli poliçeyle alıp, aradaki farkı ayrı bir tasarruf ya da emeklilik planında değerlendirmeyi daha şeffaf buldum; çünkü o zaman getiri ile koruma maliyetini ayrı ayrı görebiliyorum.
Ferdi kaza poliçeleri genelde yıllık primi en düşük ürünler. Sebebi basit: yalnızca kaza sonucu vefat, sürekli sakatlık ve kimi zaman tedavi masraflarını kapsıyorlar. Hastalık kaynaklı hiçbir durum içeride değil. Bunu bir hayat sigortasının yerine koymak, sık rastladığım bir yanılgı. Ben ferdi kazayı tamamlayıcı bir katman olarak görüyorum, ana koruma olarak değil.
En kritik alışkanlığım bu. Karşılaştırmaya fiyattan başlarsanız beyniniz otomatik olarak en düşük rakama demirliyor. Ben önce kağıda "istediğim minimum teminat setini" yazıyorum, sonra sadece bu seti karşılayan teklifleri sıralıyorum. Elemeden sonra kalan üç dört teklif arasındaki fiyat farkı, gerçekten anlamlı bir fark oluyor.
Poliçenin yıllık primi tek maliyet değil. Muafiyet (ilk hasar tutarının sizde kalan kısmı), katılım payı yüzdesi, anlaşmasız kurumda ödenen fark ve taksitli ödemede uygulanan vade farkı toplam yükü değiştiriyor.
| Karşılaştırma kalemi | Neye bakıyorum | Gözden kaçan risk |
|---|---|---|
| Yıllık prim | Peşin ve taksitli tutar farkı | Taksit farkı primi sessizce büyütür |
| Katılım payı | Yüzde kaç bende kalıyor | Düşük primli poliçelerde genelde yüksektir |
| Limitler | Yıllık ve olay başı üst sınır | Limit dolunca koruma biter |
| Bekleme süresi | Hangi teminat ne zaman başlıyor | İlk aylarda boşluk oluşabilir |
| Yenileme koşulu | Kaç yıl sonra garanti veriliyor | Hastalık çıkınca yenileme sorunu |
Başvuru formundaki sağlık beyanını geçiştirmek, en pahalı hata. Mevcut bir rahatsızlığı yazmadığınızda poliçe ucuza çıkıyor ama hasar anında o kalem kapsam dışı bırakılabiliyor. Ben geçmiş ameliyatımı yazdığımda primim bir miktar arttı; buna karşılık poliçenin ne kapsadığını net biçimde bilerek imzaladım. Bu netlik, ödediğim farkın karşılığıydı.
Sigorta tek seferlik karar değil. Yaş, gelir, aile durumu ve kredi borcu değiştikçe ihtiyaç da değişiyor. Ben yenileme tarihinden bir ay önce takvime hatırlatma koyuyorum ve en az iki alternatif teklif alıyorum. Bu alışkanlık, tıpkı mevduat faizlerini ya da kredi kartı koşullarını dönemsel gözden geçirmek gibi, birkaç yılda ciddi bir tasarruf yaratıyor.
S